Basında Biz

basın

Nisan 2011 Housekeeping dergisinde Alis Tekstil’in kurucusu Ali TOMAŞOĞLU ile yapılan röportajdır;

S: Kısaca sizi tanıyabilir miyiz?

C: Orta Doğu Teknik Üniversitesi İşletme mezunuyum. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde Yerel Yönetimler Kent ve Çevre Bilimleri mastırı yaptım. O dönemler siyasetle ilgilenme planlarım vardı.

S: Tekstile geçişiniz nasıl oldu?

C: 96 yılının sonunda Ege Genç İşadamları Derneği’nin Singapur, Malezya’yı kapsayan iş gezisine katılmıştım. İlk düşünceler o zaman filizlendi. Denizli bir tekstil merkeziydi. Tamamen pazarlamaya dönük bir iş yapacaktım.

S: Otel sektörüne hizmet vermeye başlamanız nasıl oldu?

C: Kendi işimi kurmadan önce eniştemin yanında çalışıyordum. Eniştem Tümteks Tekstil’in ortaklarından. İplik fabrikası, iki ayrı dokuma fabrikası, boya fabrikası, konfeksiyonu; pamuk girer, paketli ürün olarak çıkar. Onların havlu bornozlarını satıyordum. 97’nin Ocak ayında MNG Holding’in Maçka’da açılacak olan Mega Residence Hotel’inin ihalesini aldım. Aynı yıl içinde Mercure Hotel’lerin, ki o sene Ankara, İstanbul ve İzmir olmak üzere 3 otelleri vardı, ve birkaç tane daha yeni açılacak otel işi aldım.

O Yıllarda kumaş alıp dikimini yapıyorduk. Şu gün için havlu ayrı, çarşaflık kumaşlar ayrı, masa örtüsü ayrı, pike ayrı; hepsinin ipliğini alıp, bükümü, çözgüsü, dokuması, boyası, kesim, dikimi bize ait olmak üzere kendimiz yapıyoruz. Standardı koruma endişesi bizi bu noktaya getirdi. Bir başkasının ürettiği ürünle standardı muhafaza etmeniz, bugünkü piyasa şartlarında imkansız.

S: Bugünkü piyasa şartları derken neyi kastettiğinizi açar mısınız?

C: İstanbul Polat Renaissance’ın Satınalma müdürü Faysal Köksal’ın bir röportajını okumuştum: “Tedarikçi firmaların satış öncesi ilgisi ve vaatleri çok iyi. Sonrasında ise; ürün ve hizmet kalitesinde bir standart yakalayamıyoruz” diyordu. Sebebi çok açık değil mi? Tedarikçi firmalar yapıları gereği satış odaklı çalışan firmalardır. Şık bir imaj ve bol vaatler. Tekstilde o kadar ayrıntılar var ki bir tedarikçinin ofisinden bunları takip edebilmesi mümkün değil. Her şey üreticinin vicdanına kalmış. Hele bir de üretici fiyat kıskacı altındaysa; maliyetini düşürebileceği elinde onlarca kalem var. ipliğin kalitesini düşürür, boyada bazı processleri es geçer. Sonuşta sattığı mala kendi etiketini dikmiyor ki. Ona bir hedef fiyat verilmiş, o fiyata göre üretim yapıyor.

Peki o fiyat nasıl oluşuyor diyecek olursanız.

Türkiye’de maalesef Satınalma müdürlerinin çoğunluğu fiyat odaklı çalışıyor. Tabi patronların bu yöndeki motivasyonlarını göz ardı etmememiz gerekiyor. Bir ürünü en ucuza almanın satınalmanın asli işlevi olduğunu düşünen yüzlerce satınalmacı ve tabi ki patron var. Bunun karşısında da üretici açısından bir ürünü ucuzlatmanın onlarca yolu var. Asıl olması gereken otelin standartlarına en uygun ürünü en uygun fiyata almak olmalıdır.

S: Otellerin standartlarına uygun alım yapmadıklarını mı düşünüyorsunuz?

C: Çoğu otelin bir standardı bile olmadığını düşünüyorum. Olduğunu zannedenlerin bile bir sürü yanlışı veya eksiği var. Şartnameleri mükemmel olanlarda bile gelen ürünün şartnameye uygunluğunu denetleyecek bir mekanizma yok. Kullanımda bir sorun yaşanırsa ancak o zaman bir sorgulama süreci başlıyor.

Antalya’da sonu Palace’lı, Delux’lü 5-6 oteli olan bir otel sahibi ile görüştüm. Gönderen kişi “Çok kaliteli mal alır” diye referans vermişti. Çarşaf grubunda standartlarını sorduğumda “63 tel. Daha aşağı ürün kullanmam” dedi. 57 tel bile değil, 54 tel çarşaf kullanıyorlardı. Baskıda boya kapattığı için ranforce kumaşları 57 tel yerine 54 tel dokuyorlar. Birisi 63 tel diye satmış. Şimdi zor soruyu ben size soruyorum: Suçlu kim?

S: Son olarak sizin önerilerinizi alabilir miyiz?

C: Çarşaf örneğinden devam edecek olursak: Velev aldığı çarşaf 63 tel gelse, yeterli mi? Maalesef değil. Nasıl bir binanın kalitesini belirleyen ana unsurlar binayı meydana getiren beton ve demir kalitesidir. Aynen onun gibi, bir kumaşın yapı malzemesi o dokuyu oluşturan ipliktir. Dokuda kullanılan ipliğin kalitesi, dolayısıyla o ipliğin elde edildiği pamuğun kalitesi, dokuma düzgünlüğü ve boya apre kalitesi bir bütün olarak üretimde toplam kaliteyi doğurur. Konumuzla ilgili yöneticilere önerim: Her şeyiyle itimat edebilecekleri üretim odaklı çalışan bir firma ile standartlarını oluştursunlar. Bu süreçte en aktif görev, otelin hizmet kültürünü belirleyen genel müdür veya patronun yanında, konusuna hakim, ilkelerini savunabilen housekeeperlarda olmalıdır. Maalesef çoğu otellerde housekeeperları pasivize edilmiş durumda görüyorum ve bu durumun ortaya çıkardığı netice Türk turizm sektörünün yurt dışındaki imajına çok zarar veriyor. İnsanlara “5 yıldızlı otelde kullandıkları havluya bak, veya peçeteye bak” dedirtmemeliyiz, diye düşünüyorum.